Ana içeriğe atla

Kahve Tadında Kitaplar

Öneride bulunmakla kalmayıp adeta ısrarda bulunacağım bir kitap yorumu yapacağım şimdi. Macera, bilim kurgu tarzı kitapların sıkı takipçisi olanlar eminim ki biliyorlardır zaten onlara lafım yok... Ben hayatımda yeni yeni kendi zevklerimi keşfeden biri olarak, ilk kez bu tarzda bir kitap okudum diyebilirim. Beni sadece etkilemekle kalmayıp kafamda adeta bir film izletti bana okurken bu kitap. Bahsettiğim kitap Dan Brown'un Başlangıç kitabı. Tesadüf eseri elime geçti ve serisinin son kitabı olduğunu bilmeden okuyuverdim bir solukta. Meğer öncesi varmış. Hatta öncekilerin filmleri de var Tom Hanks'li ;) Bunları bilmediğim için cahil damgası vurmuştum kendime. Ama sonuca bakmak lazım öğrendim.. Şansıma benim okuduğum kitabın filmi yok. Kafamda çektiğim filmle kısıtlı kaldı. Kitabı okurken yazarın donanımına hayran kalmamak elde değil. Her konuda bilgiye sahip ve her cümlesi dolu dolu. Mimariden bilime dünya üzerindeki dinlere kadar gezintiye çıkarıyor sizi adeta. Uzatmaya gerek yok!! Okuyun diyorumm
Başlık ekle

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çerez Tadında Bir Dizi Into the Night-Spoiler Alert

Başlıkta da söylediğim gibi amaan spoiler yemek istemiyorsanız devam etmeyin.Bu diziyi yakın arkadaşımın günler süren ısrarları üzerine izledim.Bölümleri 35 dakika ve o kadar hızlı geçiyor ki 6 bölümü olduğundan film izlemiş gibi oldum.İçerisinde bir Türk oyuncu barındıran Belçika dizisi kendisi.Mehmet Kurtuluş öyle karizmatik duruyor ki dizide yaşına takılamadan adama eriyip gidiyorsunuz resmen.(Yani en azından bana ve yakın çevreme bu etkiyi yaptı).Dizinin olayı güneşin insanları zehirleyerek öldürmesi sonucu bizim elemanların güneşten kaçması.Ne boyutta başarılı olduklarına değinmeyeceğim size de izleyecek yerler kalsın ;) Güneşin kafayı yemesi ve doğduğu her yeri ölüme mahkum etmesi kafamda metaforik bir düşünce oluşturdu. Dünya üzerinde öyle şartlarda ve öyle psikolojik hallerde yaşayan insanlar var ki bazılarına göre güneşin her sabah yeniden doğması ve yeni bir günü yaşamak zorunda olmaları her gün ölüm gibi.Böyle bir pencereden bakarak fazla mı kötümser oluyorum orası size kalm...

Damağında Bir His Var

Kimse anlamıyor hislerimizi. Bakışlarımızdan akan hüznü, acıyı hatta mutluluğu bile anlamıyorlar. Biz de anlamıyoruz. Tamamıyla sevinçli ya da acı dolu olduğumuzu sandığımız zamanlarda dahi sadece sevinçli ya da acılı değiliz aslında.Yalnızca bir şey olamayız hiçbir zaman. Her an birçok şeyiz. Mutlu olduğumuzda bir parça hüzün taşıyor kalbimiz. Eksiğiz. Tamamlandığımızı sanıyoruz fakat dolmayan boşluklar peşimizi hiç bırakmıyor. Her daim bizi ele geçiren, arka planda kalsa bile içimizde yer edinmiş duygular anlık hislerimizin içinde can bulmaya devam ediyor. Çünkü insan, bir zamanlar iliklerine kadar hissettiği duyguların hiçbirini tam anlamıyla unutamaz. Kendisi unuttuğunu sanır. Ruhu tattığı o hissi nerede olsa tanır. Yeniden duyar ve yeniden ona sahip olur. Belki de ait olur. Bir kez aldığı o tat, ölene kadar damağında pelesenk olur...   Peki senin asla silinmeyen o hissin ne? Zaman gözetmeksizin hep seninle olan yoldaş duygun hangisi? Onu bulduğunda kendini de bulacaksın. Çokta...

İlk adımım

Hep bi yerlerde bi şey unuttum hissi yaşıyorum. Bi yerde bi eşya bi yerde bi söz bi yerde bi gülümseme bi yerde bi gözyaşı unuttum sanki. Bi yerlerde unuttuğum şeyleri ararken olduğum yerlerdeki şeylerin varlığını fark edemeden yeni şeyler unutmakla geçiyor hayatım.Bu blogu açarak boş bir sayfaya bu hislerimi ve hayata dair her şeyle ilgili yaptığım yorumları aktararak okuyucularımla ve en çok da kendimle farkındalıklar yaşamak amacındayım...