Buradaysa, bir anlamı var. Yanında olmamasının da bir anlamı var. Hayat birilerini yakınlarda tutarken birilerini uzakta tutmayı başarabiliyor. Ve iyi ki bunu yapıyor. Böylece bizlerin faydasına olanı biz çabalamadan yerine getirmiş oluyor. Hayat seninle gülen üç beş kişiden ibaret ve uzakta kalanın yakına gelmesi bir mucize değil. Mucize yakınında olan ve yakınında olacak olanı hissettiğin anları ne kadar doğru yaşayabildiğin. Hissettiğin halde uzaksa o hiç yakın olmamalı. Yakın olan içinse uzaklık bir ölçüt olmayacak. Geldiğinde anlayacaksın. Çünkü kalpteki uzaklık hiçbir mesafe ile ölçülemez. Yanı başını yakın olanlarla doldurabilenler şanslı, uzak olanları yanı başına getirmeye çabalayanlar yorgun. Ve en büyük yanılgı ise, uzak olanı yakınlaştırabileceğini sananlar, yakın olanı görmeden.. Gözlerle değil yürekle görmeli ve yakın olanı alıp kalbinin içine yerleştirmeli. Çünkü uzak her zaman uzak kalacak, uzak hiçbir zaman yakın hissettirmeyecek.
Mutfakta bardakların durduğu o dolap vardır ya hani, yıllardır aynı yerdedirler. Bilinçsiz de olsa insan bardak dendiği zaman gider o dolabı açıverir. Sonra zaman geçer, bir temizlik gününde bardakların yeri değiştirilir, başka bir dolaba dizilir. Yıllarca açılan bardak dolabı artık defalarca yanlışlıkla açılan ve bardakların yeni yeri hatırlanarak kapatılan işlevsiz bir dolap oluverir bir anda. İlk zamanlar çokça yaşanır bu farkında olmadan o dolaba yönelme hadisesi. Aylar, yıllar birbiri ardına geçer ve yeni bardak dolabına alışılmıştır. Artık eskisine yönelmiyordur evin sakinleri. Ama hep hatırlarındadır bir zamanlar bardakların yerinin orası olduğu. Uzun zamandır gelmeyen misafir bile geldiğinde bardak almak için o dolaba yönelir ilk seferinde. Açıp baktığında şaşırır ve kendini sorgular yanlış mı hatırlıyorum acaba diye. Ev sakinleri bardakları göstererek, yerleri değişti der misafire. Herkes kabullenir bardakların yeni yerini. Eski, alışılmış yer artık istenileni sunmuyordur. Zam...
Yorumlar
Yorum Gönder