Buradaysa, bir anlamı var. Yanında olmamasının da bir anlamı var. Hayat birilerini yakınlarda tutarken birilerini uzakta tutmayı başarabiliyor. Ve iyi ki bunu yapıyor. Böylece bizlerin faydasına olanı biz çabalamadan yerine getirmiş oluyor. Hayat seninle gülen üç beş kişiden ibaret ve uzakta kalanın yakına gelmesi bir mucize değil. Mucize yakınında olan ve yakınında olacak olanı hissettiğin anları ne kadar doğru yaşayabildiğin. Hissettiğin halde uzaksa o hiç yakın olmamalı. Yakın olan içinse uzaklık bir ölçüt olmayacak. Geldiğinde anlayacaksın. Çünkü kalpteki uzaklık hiçbir mesafe ile ölçülemez. Yanı başını yakın olanlarla doldurabilenler şanslı, uzak olanları yanı başına getirmeye çabalayanlar yorgun. Ve en büyük yanılgı ise, uzak olanı yakınlaştırabileceğini sananlar, yakın olanı görmeden.. Gözlerle değil yürekle görmeli ve yakın olanı alıp kalbinin içine yerleştirmeli. Çünkü uzak her zaman uzak kalacak, uzak hiçbir zaman yakın hissettirmeyecek.
Başlıkta da söylediğim gibi amaan spoiler yemek istemiyorsanız devam etmeyin.Bu diziyi yakın arkadaşımın günler süren ısrarları üzerine izledim.Bölümleri 35 dakika ve o kadar hızlı geçiyor ki 6 bölümü olduğundan film izlemiş gibi oldum.İçerisinde bir Türk oyuncu barındıran Belçika dizisi kendisi.Mehmet Kurtuluş öyle karizmatik duruyor ki dizide yaşına takılamadan adama eriyip gidiyorsunuz resmen.(Yani en azından bana ve yakın çevreme bu etkiyi yaptı).Dizinin olayı güneşin insanları zehirleyerek öldürmesi sonucu bizim elemanların güneşten kaçması.Ne boyutta başarılı olduklarına değinmeyeceğim size de izleyecek yerler kalsın ;) Güneşin kafayı yemesi ve doğduğu her yeri ölüme mahkum etmesi kafamda metaforik bir düşünce oluşturdu. Dünya üzerinde öyle şartlarda ve öyle psikolojik hallerde yaşayan insanlar var ki bazılarına göre güneşin her sabah yeniden doğması ve yeni bir günü yaşamak zorunda olmaları her gün ölüm gibi.Böyle bir pencereden bakarak fazla mı kötümser oluyorum orası size kalm...
Yorumlar
Yorum Gönder