Ben geldim. Yıllar sonra bir an aklıma düşen o yazma isteğiyle dolan içim beni buraya getirdi. Eski günlerin hatırına bir iki cümle karalamanın çok da zararı olmaz herhalde.Bu zamana kadar nerede miydim? Yazılmış ve çizilmiş olanların içine saklanmıştım. Tıpkı cümlelerimde söylediğim ve adeta susuzluğunu çektiğim tüm his ve duyguları yaşamakla meşguldüm. Evet yaşadım diyebiliyorum şimdi. Çünkü geçen yıllar öyle mucizeleri bana getirdi ki o günlerde hayalini kurmayı dahi düşünemediğim bir yerde güneşli bir tatilin tam ortasında birkaç yıl geçirmekteydim…
Başlıkta da söylediğim gibi amaan spoiler yemek istemiyorsanız devam etmeyin.Bu diziyi yakın arkadaşımın günler süren ısrarları üzerine izledim.Bölümleri 35 dakika ve o kadar hızlı geçiyor ki 6 bölümü olduğundan film izlemiş gibi oldum.İçerisinde bir Türk oyuncu barındıran Belçika dizisi kendisi.Mehmet Kurtuluş öyle karizmatik duruyor ki dizide yaşına takılamadan adama eriyip gidiyorsunuz resmen.(Yani en azından bana ve yakın çevreme bu etkiyi yaptı).Dizinin olayı güneşin insanları zehirleyerek öldürmesi sonucu bizim elemanların güneşten kaçması.Ne boyutta başarılı olduklarına değinmeyeceğim size de izleyecek yerler kalsın ;) Güneşin kafayı yemesi ve doğduğu her yeri ölüme mahkum etmesi kafamda metaforik bir düşünce oluşturdu. Dünya üzerinde öyle şartlarda ve öyle psikolojik hallerde yaşayan insanlar var ki bazılarına göre güneşin her sabah yeniden doğması ve yeni bir günü yaşamak zorunda olmaları her gün ölüm gibi.Böyle bir pencereden bakarak fazla mı kötümser oluyorum orası size kalm...
Yorumlar
Yorum Gönder