Ben geldim. Yıllar sonra bir an aklıma düşen o yazma isteğiyle dolan içim beni buraya getirdi. Eski günlerin hatırına bir iki cümle karalamanın çok da zararı olmaz herhalde.Bu zamana kadar nerede miydim? Yazılmış ve çizilmiş olanların içine saklanmıştım. Tıpkı cümlelerimde söylediğim ve adeta susuzluğunu çektiğim tüm his ve duyguları yaşamakla meşguldüm. Evet yaşadım diyebiliyorum şimdi. Çünkü geçen yıllar öyle mucizeleri bana getirdi ki o günlerde hayalini kurmayı dahi düşünemediğim bir yerde güneşli bir tatilin tam ortasında birkaç yıl geçirmekteydim…
Kimse anlamıyor hislerimizi. Bakışlarımızdan akan hüznü, acıyı hatta mutluluğu bile anlamıyorlar. Biz de anlamıyoruz. Tamamıyla sevinçli ya da acı dolu olduğumuzu sandığımız zamanlarda dahi sadece sevinçli ya da acılı değiliz aslında.Yalnızca bir şey olamayız hiçbir zaman. Her an birçok şeyiz. Mutlu olduğumuzda bir parça hüzün taşıyor kalbimiz. Eksiğiz. Tamamlandığımızı sanıyoruz fakat dolmayan boşluklar peşimizi hiç bırakmıyor. Her daim bizi ele geçiren, arka planda kalsa bile içimizde yer edinmiş duygular anlık hislerimizin içinde can bulmaya devam ediyor. Çünkü insan, bir zamanlar iliklerine kadar hissettiği duyguların hiçbirini tam anlamıyla unutamaz. Kendisi unuttuğunu sanır. Ruhu tattığı o hissi nerede olsa tanır. Yeniden duyar ve yeniden ona sahip olur. Belki de ait olur. Bir kez aldığı o tat, ölene kadar damağında pelesenk olur... Peki senin asla silinmeyen o hissin ne? Zaman gözetmeksizin hep seninle olan yoldaş duygun hangisi? Onu bulduğunda kendini de bulacaksın. Çokta...
Yorumlar
Yorum Gönder