Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yıllar Sonra

En son yayınlar

Eski Bir Dolap

Mutfakta bardakların durduğu o dolap vardır ya hani, yıllardır aynı yerdedirler. Bilinçsiz de olsa insan bardak dendiği zaman gider o dolabı açıverir. Sonra zaman geçer, bir temizlik gününde bardakların yeri değiştirilir, başka bir dolaba dizilir. Yıllarca açılan bardak dolabı artık defalarca yanlışlıkla açılan ve bardakların yeni yeri hatırlanarak kapatılan işlevsiz bir dolap oluverir bir anda. İlk zamanlar çokça yaşanır bu farkında olmadan o dolaba yönelme hadisesi. Aylar, yıllar birbiri ardına geçer ve yeni bardak dolabına alışılmıştır. Artık eskisine yönelmiyordur evin sakinleri. Ama hep hatırlarındadır bir zamanlar bardakların yerinin orası olduğu. Uzun zamandır gelmeyen misafir bile geldiğinde bardak almak için o dolaba yönelir ilk seferinde. Açıp baktığında şaşırır ve kendini sorgular yanlış mı hatırlıyorum acaba diye. Ev sakinleri bardakları göstererek, yerleri değişti der misafire. Herkes kabullenir bardakların yeni yerini. Eski, alışılmış yer artık istenileni sunmuyordur. Zam...

Saat Üç

Saat üç. Eğer saat üçse yapılacak şeyler kısıtlıdır. Ya çok erkendir bir şeylere başlamak için ya da geç kalınmıştır çoktan. Bunu herkes duymuştur ve hak vermiştir hatta. Peki hiç hayatınızın saat üçüne denk geldiğiniz oldu mu? Öyle bir anda ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye fırsatınız kalmaz. Durmak yapabileceğiniz en iyi iştir o an. Hiç kımıldamadan arkada kalanlara el uzatmadan, öndekilere de atılmadan. Sanki tüm düzeni bozmuşçasına sabit kalarak. Ruh geridekilere bakıp tekrar onları istemez, ilerdekilere hazır hissetmez. Saat üçtür. Zaman hem erkendir hem geç. Bu bekleme noktasına nefes penceresi de denebilir. Gelip geçenlerin ağırlığından kurtulmanın, yeni geleceklere yer açmanın saatidir. Ömrün en stabil geçen bu anları düşüncelerle en fazla yüzleşilenidir. Çünkü o büyük dönüm noktasına sonunda ulaşılmıştır. Seçimlerin vaktidir. Ya kendini bulursun bu noktada, ya da tamamen kaybedersin. Hayatın boyunca aradığın şeyi bulman için sana verilen düşünme molası gibi. Saat üç ise insa...

İçimdeki Bahçeler

 Bu gece çok farklı bir hava var. Tam tepemde ay, hemen önümde bir sürü çiçek bana eşlik ediyor. Buradayım ve burada olmaktan mutluluk duyuyorum. Uzansam tutabilirim ayı. Koklasam duyarım çiçeklerin kokusunu. Üstelik içimde de yeşermeyi bekleyen birkaç çiçek var. Onları büyütmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Büyürlerken içimde oluşan heyecanı, onlara su vermenin gururunu yaşamayı hayal ediyorum. Bekliyorum. Sabırla yeşerecekleri günü bekliyorum. Anne baba olmak için belli bir olgunluğa erişmek gerek. Bu doğan ve var olan her şeyin koruyucusu için geçerli. Ben de o olgunluğa erişmeyi bekliyorum. Çünkü biliyorum, ben kendimi hazırlamadan yeşermez, toprağı, havası, suyu uygun olmazsa büyüyemez. Hepsini güçlendiriyorum içimde. Olacakları nasıl sevinçle izleyeceğimi hissediyorum. En uzun ömürlü çiçekler sevgiyle büyütülenlerdir biliyorum. Onlara sevgi ayırıyorum bolca. Içimde bir yerlerde vaktini bekleyen her çiçeğin yeterli sevgim ve yerim olduğunda çekinmeden kendilerini bana emanet edec...

Uzağı Yakınlaştırmadan Yakını Anlamak

Buradaysa, bir anlamı var. Yanında olmamasının da bir anlamı var. Hayat birilerini yakınlarda tutarken birilerini uzakta tutmayı başarabiliyor. Ve iyi ki bunu yapıyor. Böylece bizlerin faydasına olanı biz çabalamadan yerine getirmiş oluyor. Hayat seninle gülen üç beş kişiden ibaret ve uzakta kalanın yakına gelmesi bir mucize değil. Mucize yakınında olan ve yakınında olacak olanı hissettiğin anları ne kadar doğru yaşayabildiğin. Hissettiğin halde uzaksa o hiç yakın olmamalı. Yakın olan içinse uzaklık bir ölçüt olmayacak. Geldiğinde anlayacaksın. Çünkü kalpteki uzaklık hiçbir mesafe ile ölçülemez. Yanı başını yakın olanlarla doldurabilenler şanslı, uzak olanları yanı başına getirmeye çabalayanlar yorgun. Ve en büyük yanılgı ise, uzak olanı yakınlaştırabileceğini sananlar, yakın olanı görmeden.. Gözlerle değil yürekle görmeli ve yakın olanı alıp kalbinin içine yerleştirmeli. Çünkü uzak her zaman uzak kalacak, uzak hiçbir zaman yakın hissettirmeyecek.

Yapısız Yapı

 Gözler aracılığı ile bize sunulan yeryüzü öyle ilginç bir yapıya sahip ki, bazen bir yapıya sahip olamayacak kadar beklenmedik ve şaşırtıcı hamleler gösteriyor biz canlılara. Öyle ki canlı olduğumuzu söylerken bile şüphe duyuyorum. Sürekli akışta kalmak uğruna kendimizi savrulurken bulduğumuz günler geçirirken, içimize dönüp bakmak aklımıza getirilmemek üzere programlanmış bir yapısız yapıdan bahsediyorum. İçsel değişim sadece içsel değil neredeyse tamamen bu yapının etkisi olarak baş gösteriyor. İnsanlık karşılaştığı tüm yeniliklere ayak uydurmaya çabalarken ruhunu buna hazırlamadan yaptığı atılımlar onu kurtarılamaz bir çukurun en dibine sürüklüyor. Dünyadaki değişim o kadar hızlı ve yetişilmesi imkansız ki artık, bir parçasına dahi ulaşabilen kişi bunu mucize sayıyor. Diğerleri ise tüm çevresel koşullarla birlikte ''diğer'' olmaya devam ediyor. Bir toplumun üyesi olabilmek uğruna uymamız gereken bir çok kural var. Kendi kimliğimizi değiştirmek de bunlara dahil. Uyum...

Karar Vericiler ve Düşünenler

 Hayattan beklediğimiz şeyler var. Hep vardı ve var olacak. Geçmişimiz hayatın bize sundukları ve bizim kendi irademizi kullanabildiğimiz ölçüde gerçekleşti. Geleceğimiz ise geçmişin bıraktığı izleri taşımak ve bir bakıma yeni sunulanı ne şekilde kabullendiğimiz veya değiştirmeye çalıştığımız yollarda geçecek. Tüm bu döngü ve hayatın kendi isteğiyle sürüklediği insanların geleceklerini yaratma gücüne sahipken sadece düşünen, gerçek anlamda düşünen ve kendi yolunu yaratmaya gücü olanlar, ki bunların sayısı oldukça az olacaktır, düşünmelerini geçtim bu güce sahip olma aşamasında birçok zorlukla yüzleşmeleri gerektiğinin de farkına vararak diğerlerinden farklı olarak adlandırılmaktan hayli zarar görme ihtimallerini de göz önünde bulundurarak içine atıldıkları duruma itaat etme mecburiyetinde olacaklar. Sadece birkaçı her türlü caydırıcı unsura karşı gelebilecek, yine de tüm bu çabaların karşılığında onlara sunulmuş olan yaşamaları gereken hayattan da olacaklar. Bunun sebebini yüzyılla...